1 Nisan 2010 Perşembe

YANKI





Bir adam ve oğlu ormanda yürüyüş yapıyorlarmış.
Birden oğlan takılıp düşüyor ve canı yanıp "AHHHHH" diye bağırıyor.İleride bir dağın tepesinden "AHHHHH"diye bir ses duyuyor ve şaşırıyor.Merak ediyor ve "SEN KİMSİN?" diye bağırıyor.Aldığı cevap "SEN KİMSİN?" oluyor.Aldığı cevaba kızıp "SEN BİR KORKAKSIN" diye tekrar bağırıyor.Dağdan gelen ses "SEN BİR KORKAKSIN" diye cevap veriyor.
Çocuk babasına dönüp
"BABA NE OLUYOR BÖYLE?" diye soruyor.
"OĞLUM" diyor adam, "DİNLE VE ÖĞREN!" ve dağa dönüp "SANA HAYRANIM!" diye bağırıyor. Gelen cevap "SANA HAYRANIM!" oluyor.Baba tekrar bağırıyor "SEN MUHTEŞEMSİN!" Gelen cevap "SEN MUHTEŞEMSİN!"
Oğlan çok şaşırıyor, ama halen ne olduğunu anlayamıyor.
Babası açıklamasını yapıyor,

"İnsanlar buna YANKI" derler.Ama aslında bu "YAŞAM"dır.
"Yaşam daima sana senin verdiklerini geri verir.
Yaşam yaptığımız davranışların aynasıdır.
Daha fazla sevgi istediğin zaman daha çok sev!
Daha fazla şefkat istediğinde daha fazla şefkatli ol!
Saygı istiyosan insanlara daha çok saygı duy.
İnsanların sabırlı olmasını istiyosan sende daha sabırlı olmayı öğren.
Bu kural yaşamımızın bir parçasıdır,her kesiti için geçerlidir."
" Yaşam bir tesadüf değil,yaptıklarınızın aynada yansımasıdır."     alıntı
DEVAMI İÇİN TIKLAMANIZ YETERLİ...

8 Mart 2010 Pazartesi

YENİ İŞLEDİĞİM KUNDAK




YAKINDA DOĞUM YAPACAK ELTİMİN KUNDAK İŞLEMENİ İSTİYORUM  DEMESİ ÜZERİNE BEBİŞİMİZE DAHA BİTMEMİŞ KUNDAĞI
DEVAMI İÇİN TIKLAMANIZ YETERLİ...

DÜNYA KADINLAR GÜNÜMÜZ KUTLU OLSUN





Kadının hası yumuşak başlı olmaz, ama ağırbaşlı ve sıcak olur.
Ağırbaşlılıktan kastım, sıkıcılık değil elbet.
Şımarıklığın da hakkını verir.
Ağırbaşlı tebessümleri olur bir de.
Kadın yüzü dediğin mahkeme duvarına benzemeyecek.
Bu tebessümler sevgidir.
Yumuşacık bir sevgi olur kadın yüreğinde....
Kim olursa olsun, ne yaşamış olursa olsun.
Erkeğini dizine yatırıp saçlarını okşamayı bilir gerçek bir kadın.
Kadının hası nerede, nasıl davranacağını bilir…
İnsanların içinde kapris yapmaz, hır çıkarmaz; ama gerçek bir
Osmanlı kadını gibi,adabıyla, raconuyla istediğini alır.
Dırdır etmez.
Çok konuşup, baskı yapıp erkeği bezdirmez.
Yüz göz olmaz kadının hası.
Bazen öyle bir bakar ki, hele bir de bazen öyle bir susar ki,
bin tümceye bedeldir bu bakmalarla susmalar.
Bu kadın üzülmeyi de bilir, ağlamayı da,kızmayı da.
Ama üzmemek lazım, ayrıca kızdırmaya da gelmez.
Gerçek bir kadın ezik durmaz.
Kambur yürümez, dimdik durur.
Kendine saygısı, güveni vardır.
Erkeğine can yoldaşı olur,destek olur, onu dinlemeyi bilir.
Bazen utangaç olur, bazen ürkek.
Soğuktan ya da yalnızlıktan korkabilir kadın.
Aptal olmaz gerçek bir kadın.
Bön bön bakmaz adamların suratına.
Hülyalı bakışları da olsa, zihni uyanık olur.
Hüznü, gökten deli deli yağan yağmur gibi olur, saçlarından akar.
Neşesi ise öyle renkli, öyle dağınık; saçları savrulur.
Kahkahaları vardır bu kadının, çın çın eder odaların duvarlarında. Sesi güzel olur kadının, biraz buğulu...
Arada bir pencereye yaslar başını,sokağa dalıp gider, bir şarkı söyler. Olgunluğuyla şaşırtır erkeği.
Bazen de öyle çocuk olur, öyle sağlam saçmalar ki,
yine, yine şaşırtır onu.Sıkmaz kadın,
bunaltmaz, yaşa yaşa bitmez.
Huzur verir varlığıyla. İçmesini de bilir kadının hası.
Bazı akşamlar anason kokulu tüter sofrasının sıcağı.
İçli bir türkü dinler bazen, üşür, sırtına hırkasını alır.
Konuşurken insanın yüzüne bakar kadın.
Kibirli olmaz. Kültürsüz olmaz. Bomboş olmaz kafası.


Dünyanın, ülkenin olaylarını bilir,anlar,
söyleyecek sözü vardır.
Kişiliklidir. Beceriklidir.
Tırnağı kırılınca üzülür, üzülür işte,
profesör de olsa, sultan da olsa,
boksör de olsa üzülür. Gerçek bir kadın hiçbir zaman reklam panolarındaki kızlara benzemez.
Etini teşhir etmez. Fosforlu bir taş gibiliği yoktur onun, loş bir cazibesi vardır.
Albenisi metrelerce öteden çarpar adamı.
Ne kadar örtüneceğini, ne kadar açılacağını, yerine ve zamanına görebilir.
Gerçek bir kadın Paris podyumlarında yürüyen,
17. yüzyılın vebalı kadınları gibi mankenlere benzemez.
Uzun saçları vardır kadının.
Yumuşak olur, güzel kokar.
Kadının hası saçlarını ne zaman toplayacağını, ne zaman salacağını bilir.
Kadına yaraşmaz soğukluk.
Gerçek bir kadın göbek atmayı, gerdan kırmayı, iyi becerir;
ama öyle her yerde masaların üstüne çıkıp oynamaz.
Havasında oldu mu, bir oynadı mı, herkes onu izler.
Kadın korunmayı sever, ama korunmaya muhtaç olmaz.


Erkekler korumayı severler, ama yine de güçsüz, zavallı kadınlardan hoşlanmazlar.


Güçlü kadından ise çekinirler, ona yanaşamazlar.


Kadının hası bu dengeyi kurmayı bilir;
gücünü erkeğin gözüne gözüne sokmaz.
Has kadına naz da yakışır, kapris de.


Öyle tatlı, öyle kıvamlı naz eder ki,
onun nazını erkek zevkle çeker.


Gerçek bir kadın şiir gibi olur,
mey gibi olur,
ömür gibi olur.


-Can YÜCEL-
DEVAMI İÇİN TIKLAMANIZ YETERLİ...

3 Mart 2010 Çarşamba

DOSTLUK BİLDİRİMİ

 

ÇOK SEVDİĞİM ARKADAŞIM 

  PİNKDAİSY

 
SAYFASINDA BİR DOSTLUK BİLDİRİMİ YAYINLAMIŞ.ÖNCELİKLE ÇOK AMA
ÇOK TEŞEKKÜR EDİYORUM

Dostluk Bildirimin Kuralları; * Dostluğumuzu ilan etmek için bir yazı yaz ve on arkadaş seç. * Onların bloglarını ziyaretet ve bilgi ver. * Her bir kişi on kişi seçmelidir. *Ödül yok, mühür yok. *Sadece sevgimizin samimi bildirimi var. Ben de bu bildirimi kural gereği;
 
 

 
 
BENDE NETTEN ALINTI YAPARAK BU DEĞERLİ HEDİYESİNE
CEVAP VERMEK İSTEDİĞİM İYİKİ ARKADAŞLIĞIMIZ BAŞLAMIŞ
İYİKİ VARSIN PİNKDAİSY
ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM

 
GERÇEK DOSTLAR BULMAK ZOR BU SANAL DÜNYADA O YÜZDEN BEN SADECE ALMAK İSTEYENLERE HEDİYE EDİYORUM..SEVGİYLE KALIN


DOSTLAR IRMAK GiBiDiR
KiMiNiN SUYU AZ, KiMiNiN ÇOK
KiMiNDE ELLERiNiZ ISLANIR YALNIZCA
KiMiNDE RUHUNUZ YIKANIR BOYDAN BOYA
INSANLAR VARDIR; ÜSTÜ NiLÜFERLERLE KAPLI,
BULANIK BiR GÖL GiBi...
NE KADAR UGRASSANIZ GÖRÜNMEZ DiBi.
UZAKTAN GÖRÜNÜSÜ ÇEKiCi, ALDATICI
IÇiNE DALDIGINIZDA NE KADAR YANILTICI....
NE ZAMAN NE GELECEGiNi BiLEMEZSiNiZ;
SOKULMAKTAN KORKARSINIZ, GÜVENEMEZSiNiZ!
INSANLAR VARDIR; DERiN BIR OKYANUS...
ILK ANDA ÜRKÜTÜR, KORKUTUR SiZi.
DERiNLIKLERiNDE SAKLIDIR GiZi,
DALDIKÇA ANLARSINIZ, DALDIKÇA TANIRSINIZ;
YANINDA KENDiNiZi iÇi BOS SANIRSINIZ.
INSANLAR VARDIR, COSKUN BiR AKARSU...
YAKLASMAYA GELMEZ, ALIR SURUKLER.
TUTUNACAK YER GOSTERMEZ BEYAZ KOPUKLER!
NE ZAMAN NEREDE BIRAKACAGI BELLi OLMAZ;
BU TiP iNSANLA BiR OMUR DOLMAZ.
INSANLAR VARDIR; SAKiN AKAN BiR DERE...
INSANI RAHATLATIR, HUZUR VERiR GÖNÜLLERE.
YANINDA OLMAK BASLI BASINA BIR MUTLULUK.
SESiNDE, GÖRÜNTÜSÜNDE TATLI BiR DURGUNLUK.
INSANLAR VARDIR; ÇESiT ÇESiT, TiP TiP.
HER BiRi BASKA BiR KARAKTERE SAHiP.
GÖRMELi, iNCELEMELi, DOGRUYU BULMALI.
HER SEYDEN ÖNEMLiSi iNSAN, iNSAN OLMALI...
INSANLAR VARDIR; BERRAK, PIRIL PIRIL BiR DENiZ.
BOSA GiTMEZ NE KADAR GÜVENSENiZ.
DiBiNi GÖRÜRSÜNÜZ HER SEY MEYDANDA.
KORKMADAN DALARSINIZ, SiZi SARAR BiR ANDA.
IÇi DISI BiRDiR CEKiNME ONDAN.
HER SÖZÜ iÇTENDiR, HER DAVRANISI CANDAN...


Can Yücel
DEVAMI İÇİN TIKLAMANIZ YETERLİ...

15 Şubat 2010 Pazartesi

HİKAYE







Senin dudakların pembe
Ellerin beyaz,
Al tut ellerimi bebek
Tut biraz!
Benim doğduğum köylerde
Ceviz ağaçları yoktu,
Ben bu yüzden serinliğe hasretim
Okşa biraz!

Benim doğduğum köylerde
Buğday tarlaları yoktu,
Dağıt saçlarını bebek
Savur biraz!
Benim doğduğum köyleri
Akşamları eşkıyalar basardı.
Ben bu yüzden yalnızlığı hiç se...vmem
Konuş biraz!
Benim doğduğum köylerde
Kuzey rüzgârları eserdi,
Ve bu yüzden dudaklarım çatlaktır
Öp biraz!
Sen Türkiye gibi aydınlık ve güzelsin!
Benim doğduğum köyler de güzeldi,
Sen de anlat doğduğun yerleri,
Anlat biraz!
"Cahit KÜLEBİ" ALINTI
DEVAMI İÇİN TIKLAMANIZ YETERLİ...

KUŞ'LU LİF

DEVAMI İÇİN TIKLAMANIZ YETERLİ...

HAVLU KENARI

DEVAMI İÇİN TIKLAMANIZ YETERLİ...

HAVLU KENARI

DEVAMI İÇİN TIKLAMANIZ YETERLİ...

en önce ve illa ki sağlık olsun!



Öyle sabah uyanır uyanmaz yataktan fırlama.
Yarım saat erkene kurulsun saatin.
Kedi gibi gerin, ohh ne güzel yine uyandım diye sevin...
Pencerini aç, yağmur da olsa, fırtına da olsa nefes al derin derin.
Yüzüne su çarpma, adamakıllı yıka yüzünü serin serin.
Geceden hazır olsun, yarın ne giyeceğin.
Ona harcayacağın vakitte bir dilim ekmek kızart.
Çek kızarmış ekmek kokusunu içine
Bak güzelim kahvaltının keyfine...
Ayakkabıların boyalı olsun, kokun mis.
Önce sana güzel gelsin aynadaki siluetin.
Çık evinden neşeyle, karşına ilk çıkana gülümse, aydınlık bir gün dile.
Sonra koş git işine, dünden, önceki günden, hatta daha da eskiden yarım ne kadar işin varsa hepsini tamamla.
Ohhh şöyle bir hafifle...
Bir güzel kahve ısmarla kendine, seni mutlu eden sesi duymak için alo de.
Hiç işin olmasada öğle üzeri dışarı çık.
Yağmur varsa ıslan, güneş varsa ısın, hatta üşü hava soğuksa...
Yürü, yürürken sağa sola bak, öylesine değil, görerek bak.
Çiçek görürsen kokla, köpek görürsen okşa, çocuk görürsen yanağından makas al...
Sonra, şöyle bir düşün. Kimler sana yol açtı, sen çok dar da iken?...
Kimler seni ferahlattı, hani kapını kimsenin çalmadığı günlerde kimler kapını tıklattı?..
Ne kadar uzun zamandır aramadın onları değil mi?...
Hadi hemen uğrayabilirsen uğra, arayabilirsen ara!...
Hatırlarını sor, öyle laf olsun diye değil, kucaklar gibi sor!...
Bu sadece onların değil, senin de yüreğini ısıtacak, yüzünde güller açtıracak..
Günün güzeldi değil mi?
Akşamın da güzel olsun...
Yemeğin ne olursa olsun, masanda illaki kumaş örtü olsun...
Saklama tabakları, bardakları misafire.
Sizden ala misafir mi var bu dünyada?..
Ailecek kurulun sofraya, öyle acele acele değil, vazife yapar gibi hiç değil.
Şöyle keyife keyif katar gibi, lezzete lezzet katar gibi, eksik bıraktıklarını tamamlar gibi.
Tadına var akşamının...
Gece evinde, dostların olsun.
Sohbet mezen, kahkahan içkin olsun...
Arkadaşım, hayat bu. Daha ne olsun?
Ama en önce ve illa ki sağlık olsun!

Can Yücel
DEVAMI İÇİN TIKLAMANIZ YETERLİ...

7 Şubat 2010 Pazar

Mutlu Aşk Yoktur



İnsan her şeyi elinde tutamaz hiç bir zaman 
Ne gücünü ne güçsüzlüğünü ne de yüreğini 
Ve açtım derken kollarını bir haç olur gölgesi 
Ve sarıldım derken mutluluğuna parçalar o şeyi 
Hayatı garip ve acı dolu bir ayrılıktır her an 
Mutlu aşk yoktur 

Hayatı Bu silahsız askerlere benzer 
Bir başka kader için giyinip kuşanan 
Ne yarar var onlara sabah erken kalkmaktan 
Onlar ki akşamları aylak kararsız insan 
Söyle bunları Hayatım Ve bunca gözyaşı yeter 
Mutlu aşk yoktur 

Güzel aşkım tatlı aşkım kanayan yaram benim 
İçimde taşırım seni yaralı bir kuş gibi 
Ve onlar bilmeden izler geçiyorken bizleri 
Ardımdan tekrarlayıp ördüğüm sözcükleri 
Ve hemen can verdiler iri gözlerin için 
Mutlu aşk yoktur 

Vakit çok geç artık hayatı öğrenmeye 
Yüreklerimiz birlikte ağlasın sabaha dek 
En küçük şarkı için nice mutsuzluk gerek 
Bir ürperişi nice pişmanlıkla ödemek 
Nice hıçkırık gerek bir gitar ezgisine 
Mutlu aşk yoktur 

Bir tek aşk yoktur acıya garketmesin 
Bir tek aşk yoktur kalpte açmasın yara 
Bir tek aşk yoktur iz bırakmasın insanda 
Ve senden daha fazla değil vatan aşkı da 
Bir tek aşk yok yaşayan gözyaşı dökmeksizin 
Mutlu aşk yoktur ama 
Böyledir ikimizin aşkı da 

Louis Aragon
DEVAMI İÇİN TIKLAMANIZ YETERLİ...

4 Şubat 2010 Perşembe

GOBLEN ŞEMALARI-TAVŞANCIK

DEVAMI İÇİN TIKLAMANIZ YETERLİ...

GOBLEN ŞEMALARI-RENGARENK ÇİÇEKLER

DEVAMI İÇİN TIKLAMANIZ YETERLİ...

MANZARA-GOBLEN ŞEMASI

DEVAMI İÇİN TIKLAMANIZ YETERLİ...

29 Ocak 2010 Cuma

PEMBE HAVLU KENARI

DEVAMI İÇİN TIKLAMANIZ YETERLİ...

28 Ocak 2010 Perşembe

lif örneği


DEVAMI İÇİN TIKLAMANIZ YETERLİ...

27 Ocak 2010 Çarşamba

DAMALI LİF


DEVAMI İÇİN TIKLAMANIZ YETERLİ...

ARA VE KENAR DANTELİ


DEVAMI İÇİN TIKLAMANIZ YETERLİ...

KANAVİÇE GÜL İŞLEME VE ÇİLEKLİ KENAR DANTELİ


DEVAMI İÇİN TIKLAMANIZ YETERLİ...

KURDELE NAKIŞI HAVLUM


DEVAMI İÇİN TIKLAMANIZ YETERLİ...

26 Ocak 2010 Salı

kanaviçe yastık


DEVAMI İÇİN TIKLAMANIZ YETERLİ...

23 Ocak 2010 Cumartesi

ÇİN İĞNESİ ÇİÇEK


DEVAMI İÇİN TIKLAMANIZ YETERLİ...

22 Ocak 2010 Cuma

yeniden ben buradayım








bu ilk değil aslında bloggerdaki blogum.daha önce de blogumu ilgisizlikten kapanışını üzülerek izlemiştim.neyse her şeyde bir hayır vardır diyerek yeniden başlangıç yapalım......
DEVAMI İÇİN TIKLAMANIZ YETERLİ...

HAYIRLI CUMALAR


DEVAMI İÇİN TIKLAMANIZ YETERLİ...

21 Ocak 2010 Perşembe

ANNE BABA OLMANIN DAYANILMAZ SORUMLULUĞU VE ACIYA SÜRGÜN İSTANBUL 2002 YILINDA
VUSLAT DERGİSİNDE YAYIMLANAN YAZILARIMDIR.
her hakkı bana aittir .......alıntı yapmayınız lütfen.......


eminegolylmz
DEVAMI İÇİN TIKLAMANIZ YETERLİ...

20 Ocak 2010 Çarşamba

ACILI EZME

MALZEMELER:
125.GR ODA ISISINDA MARGARİN
3 TEPELEME YEMEK KAŞIĞI SALÇA
(İSTEĞE GÖRE HAZIR SALÇA YERİNE-2 YEMEK KAŞIĞI BİBER
1 YEMEK KAŞIĞI DOMATES SALÇASI )
1 ÇAY BARDAĞI İRİ ÇEKİLMİŞ CEVİZ
1 KÜÇÜK SOĞAN (ROBOTTA ÇEKİLMİŞ)
2 DİŞ RENDELENMİŞ SARMISAK
1 ÇAY KAŞIĞI KİMYON
TUZ VE KIRMIZI BİBER
2-3 YEMEK KAŞIĞI SIVI YAĞ

YAPILIŞI:

YAPMANIZ GEREKEN BÜTÜN MALZEMELERİ KARIŞTIRMAK
EZME MARGARİNLİ OLDUĞU İÇİN BİR SÜRE SONRA KATILAŞIP
MAT RENK ALABİLİYOR .O YÜZDEN HİÇ MARGARİN KULLANMAYIP
SADECE SIVI YAĞ KULLANABİLİRSİNİZ
O YÜZDEN HİÇ MARGARİN KULLANMADAN
EZMEYİ KULLANACAĞINIZ ZAMAN HAFİF AKICI  BİR ÖZELLİK
VERMEK VE PARLATMAK İSTERSENİZ İÇİNE 2-3 KAŞIK SIVI
YAĞ EKLEYEBİLİRSİNİZ.

AFİYET OLSUN
DEVAMI İÇİN TIKLAMANIZ YETERLİ...

blogspottaki ilk mim'im




http://ASİMELEK58.blogspot.com/ beni mimlemiş
çok teşekkür ediyorum ve geçiyorum soruları
yanıtlamaya
1) bloğu nuzu ilk ne zaman açtınız?
blogspot  2009 yılının ortalarına doğru açmış yabancı netten alıntılara yer veriyordum artık.(blogcunun bitmez tükenmez dertleri yüzünden göçenler kervanına bende katıldım ama blogcudanda vazgeçmiş değilim )
http://eminegolylmz.blogcu.com/ adresimi buraya blogspota taşıdığım içindaha bu blogspot adresim 5 günlük bebek
2)blogunuzda işlediniz konular nelerdir?

elişleri,yaptığım yemekler ve zaman bulabilirsim yaptığım takıları
oymak istiyorum.

3) blogunuzla ilgili düşünceleriniz nelerdir?
çok mutlu oluyorum yaptıklarımı ziyaretçilerimle arkadaşlarımla paylaştığım zaman o yüzden bloglarımı çok seviyorum.
4)blogunuza yadığınız ilk yazı nelerdir?

blogcuyu taşıdığım için yapıp sattığım kurdele işi havlularımı yayınlayıp notları düşmüştüm
5)sizi izlemeye alan ilk kişi kimdi?

yaseminkale
6)ilk yorum yazan kişi kimdi? 

malezyadan bir blogspotçu arkadaş
7)en çok yorum alan yazınız hangisidir?dün itibariyle doğum günüm yazısı
8) beğendiniz düşündünüz yazınız?daha öncede dergilerde yayınlanmış deneme yazılarım
9)tarafınızdan düzenlenen etkinlik( var ise) 

şu an yok
10) katıldınız etkinlik?

blogcudayken p.d.ç.s.etkinliğine katıldım
11) katıldınız yarışmalar? 

yok
12) 100 ve katlarındaki üyeleriniz (var ise)8 izleyicim var daha yeniyim çünkü blogcuda sanırım 96 arkadaşım var
13) toplam yazı adetiniz geçen yıla ait?blogspotta 7 blogcuda 250ve üstü
14) her gün ziyaret ettiğiniz blog ve siteler nelerdir? 

vakit buldukça yorum ve mesajlarıyla beni yalnız bırakmayan arkadaşlarımın hepsini ziyarete çalışıyorum
15)blogunuzun size kazandırdıkları? 

 paylaşımlar karşılıksız ve çok hoş ve tabiki arkadaşlıklar
bende bu mim'i

bu arkadaşlarıma gönderiyorum

http://pinkdaisy.blogcu.com/
http://mineakbas.blogspot.com/
DEVAMI İÇİN TIKLAMANIZ YETERLİ...

PEYNİRLİ BÖREK

MALZEMELER:
1 SU BARDAĞI SÜT
1 ÇAY BARDAĞI SIVI YAĞ
1/2 SU BARDAĞI SU
1 YEMEK KAŞIĞI MAYA
4 ÇAY KAŞIĞI ŞEKER
2 ÇAY KAŞIĞI TUZ
ALDIĞI KADAR UN

AYRICA:
1 ÇAY BARDAĞI SIVI YAĞ

ÜZERİ İÇİN:
1 YUMURTA SARISI SUSAM VE ÇÖREK OTU

İÇİNE
 MAYDANOZ

YAPILIŞI:
MAYAYI ,ŞEKERİ VE ILIK SUYU BİR KABIN İÇİNE KOYUP KABARTIN
DAHA SONRA SIVI YAĞI,SÜTÜ,TUZUVE ELENMİŞ UNU EKLEYİP ELE
YAPIŞMAYAN BİR HAMUR YAPIN
ILIK BİR YERDE HAMUR 2 KATI KABARANA KADAR  BEKLETİN.
KABARDIKTAN SONRA HAMURU 4 EŞİT PARÇAYA BÖLÜN
HER BİR PARÇAYI HAZIR YUFKA BÜYÜKLÜĞÜNDE UNLAYARAK AÇIN
AÇTIĞINIZ İLK YUFKANIN HER TARAFINI SIVI YAĞ İLE  YAĞLAYIN
İLK ÖNCE
2 KENARINI UC UCA GELECEK ŞEKİLDE KATLAYIN
DAHA SONRA DİĞER 2 KENARINI ÜST ÜSTE GETİRİN
BU YUFKAYI TEPSİNİZE KOYUP ÜZERİNE SIVIYAĞ SÜRÜP PEYNİRLİ
İÇTEN EKLEYİN
DİĞER YUFKALAR İÇİNDE AYNI İŞLEMİ TEKRARLAYIN
BU ŞEKİLDE BÜTÜN YUFKALARI ÜST ÜSTE TEPSİYE KOYUN
VE ELİNİZLE BASTIRARAK TEPSİNİZİN BOYUTLARINDA BÜYÜTÜN.
HAMURU KARE KARE KESİP ÜZERİNE YUMURTA SARISI SÜRÜN
ÇÖREK OTU VE SUSAM SERPİP ÜZERİ KIZARANA KADAR PİŞİRİN 

AFİYET OLSUN.
DEVAMI İÇİN TIKLAMANIZ YETERLİ...

19 Ocak 2010 Salı

DOĞUM GÜNÜMDEN ARKADAŞLARA BENDEN HEDİYE


BUGÜN BENİM DOĞUM GÜNÜMDÜ BENİ YALNIZ BIRAKMAYAN NOTLARIYLA YORUMLARIYLA BENİMLE OLAN DOSTLARIMA TEŞEKKÜR EDERİM
DEVAMI İÇİN TIKLAMANIZ YETERLİ...

17 Ocak 2010 Pazar

YAZILARIM

ANNE BABA OLMANIN DAYANILMAZ SORUMLULUĞU VE ACIYA SÜRGÜN İSTANBUL 2002 YILINDA
VUSLAT DERGİSİNDE YAYIMLANAN YAZILARIMDIR.
her hakkı bana aittir .......alıntı yapmayınız lütfen.......


eminegolylmz
DEVAMI İÇİN TIKLAMANIZ YETERLİ...

ANNE BABA OLMANIN DAYANILMAZ AĞIRLIĞI

Anne-baba olmanın en heyecanlı yanı olmalı çocuk.
İçimizde ki ceninin varlığım bilmekle başlar tüm serüven.
Sonra ilk tekmelemeler.
Beklenen yolcunun geleceği gün heyecanla çalar kapımızı.
Cana yaşattığı. Acıları unutturan gülüşleridir; bundan böyle
günlerimizi şenlendiren.
Daha ilk günden çocuğumuzun hayırlı olmasını
dileyerek dünyaya getirmemizin dışında, anne baba
olmanın en önemli unsurudur; sabırla, umutla,
inançla, günümüzde yaşayacağımız zorlukların, geleceğinin
aydınlık olacağı pahasına en iyiyi, dürüstlüğü, ahlâkı
evladına öğretmek.
Küçük görünen bastırdığımız noktamızın, ileride daha
belirgin ve net görülmesi için yılmadan
çalışmalı ve duayı, şükretmeyi, inanmayı elden bırakmamalıyız.
Kendine güvenen bireyler olarak yaşıyoruz.
 Kendine güveni sonsuz bireyler.
Hissettirerek yaşayan ve yaşamayı ilke edinenler olarak
günlerimiz geçip gitmekte.
Anne-baba olarak sorumluluğumuzun bilincindeyiz.
Hal böyle iken nasıl oluyor da çocuklarımıza yeterince
 ilgi göstermekten mahrum kalıyoruz.
Anne-babanın eğitimi, bir önceki kısmen terk edilen
kuşak tarafından belirlenir ve verilir.
Babayı tabiri caizse (son günlerin moda sözüyle) taştırın
erkeği yada maço olarak yetiştiren ebeveyn, çoktan ileride
çekeceği sancılara gebe kalmıştır.
Ataerkil ailelerde olduğu gibi evin reisi baba daha
küçükken koluna altın bileziği takılandır.
Kadının elinin hamuruyla her işe burnunu sokma diyerek
dışlandığı erkek hegemonyasının egemen olduğu
bir toplumda, yinede suçlanacak kişinin kadın, yani ana o
lduğunu düşünmek ne kadar acı verici.
(.) olduğunu söyleyen bir pazarcı bile, "bende 4 tane var" diyerek
kadını aşağılayabiliyorsa gelecek kuşaklara da ideal(!) ebeveyn
olarak bırakacağımız miras şimdiden bellidir.
Peki, ideal anne baba yok mudur? El-betteki vardır.
 Ekmeğini taştan çıkaranlar, iki işte birden çalışanlar,
ayağını yorganına göre uzatıp ailesini de ele güne muhtaç
etmeden geçimini sağlayıp, kendi yağlarıyla kavrulan
ideal aileler mutlaka vardır.
Biz yinede olumsuz tablolara bakalım.
"Erkek adamın erkek evladı olur", "çocuk kız olursa
cami avlusuna bırakır, eşimi de boşanırım" diyenlerle
dolu bir coğrafyada yaşıyoruz.
 Evladın hayırlısını istemek varken, böylesi geri düşünceler
hayatımızda ve toplumumuzda yer edinmektedir.
İstenmeyen kız evlat okula gönderilmeyendir.
 Hâlbuki geleceğin, geleceğe yakışan annesidir "O".
Şimdiden saygı gören çocuklardır geleceğin
ideal anne baba çiftleri.
Bizler yaşlılıkta beklediğimiz saygıyı; şimdiden
küçük bireylerin büyük beyinlerine
 inceden inceye, örfümüze ve çağımıza uygun olarak
birer kanaviçe edasıyla işlemeliyiz.
İşte o zaman, hak ediyorsak o saygıyı geleceğin
anne ve babasından göreceğiz.
Bilinçli, ayağı yere basan, kendine güvenen, dahası
gözümüz arkada kalmadan ve asıl dünyaya
göçeceğimizde, yetiştirirken tuğlasından,
harcından ve emeğimizden ödün vermediğimiz
çocuklarımız uğurlayacaklardır bizi.
Atalarımızın dediği gibi "ne ekersen onu biçersin"


eminegolylmz
DEVAMI İÇİN TIKLAMANIZ YETERLİ...

ACIYA SÜRGÜN İSTANBUL

Gözümdeki yaşı silen çocuk!...
 Matemi yok eden yanıyla hatırlarım hep. 
Bendeki buharlaşmaya sebep O olduğu halde; hiç kızamadım,
 hiç toz konduramadım O'na.Benim gizli kalmış yanımdı,
 âşikâr etmeye yeltendiğim. Bir de çocuk yüreğimin sıla kabullendiği.
Buranın geceleri gecelerine, gündüzleri gündüzlerine benzemiyor.
Sığınacak âşiyânım, mahallem yok.
Nakaratı dilimize takılmış, içimizde boğamadığımız şarkının sözleridir.
 Çünkü güzeldir gözleri, çünkü O vazgeçilmezdir.
Bizim her gece rüyalarımızı süsleyendir, barışı hatırlatan bir âbide, bir semboldür. Kırılgan, ölüme mahkum bir kelebektir, korunması gereken doğasına sahip çıkılmadığında. Amaçsız bir dilenci gibi yardım dilenir O. Vapurların sirenleri de bunun en belirgin örneği değil midir?
 Siyahı siyah olmaktan çıkarır, en azından griye dönüştürür biz daha fazla umutsuz olmayalım diye.
 Nice yok olmalara rağmen, yağmurlarda erimeye niyetli değildir O.
 O münacaatımızdı, sindiğimiz kuytudaki çığlığımızdır.
 En büyük mezâlimi yaşayanlar, İstanbul'un tadına varıp da O'ndan ayrı düşenler(yaşarlar)dir! Hangi şehir böylesi vazgeçilmezdir ki?
Dünyanın en güzel kızı ömrünün son günlerini geçirdiği kulesini
O'na emanet etmiştir çünkü. Gözleri arkada kalmadan.
 Esvabı renkli, sokakları curcunalı, alıngan anlarında sükûna
 gömülür gibiydi saatleri. Eski İstanbul'u yaşamak isteyenler, renkli
 bir tabloyu dillendiren Musahipzâde Celâl Bey'in "Eski İstanbul Yaşayışı". Georgina Max Müller'in "İstanbul'dan Mektuplar" gibi eserleri okumalılar.
 Yedi tepeli güzelliğini bilmeyen yoktur. Dillere destandır çünkü.
 Sağır sultan masallarına konu olmaktan istese de kurtulamaz.
Allah vergisi güzelliklerine, insanların sanatsal yetenekleri de eklenince
tadına doyulmaz oluyor ister istemez.
 Eski İstanbul deyince, tarihsel güzellikleri diziliyor bir bir, gözler önüne seriliyor. Bu labirent şehirde ilk karşımıza çıkan meydanlar ve anıtlar,
 ardından hamamlar, medreseler, hanlar ve kervansaraylar,
 sıbyan mektepleri, namazgâhlar, kütüphaneler, saraylar, camiler,
su kemerleri ve sarnıçlar ve tarih kokan kaleler...
Kar musikîlerini, Eylül sonu, Hayal şehir, Hüzün ve hatıra'sını
okumalı Yahya Kemal'in. Fâzıl Hüsnü Dağlarca'nın, tamamını
İstanbul'a ayırdığı kitabından "Sultan Mehmed'in Gemileri"ni okumalı.
İstanbul türküsü, Kapalı çarşı, Gün olur, Efkârlanırım Orhan Veli'nin kaleminden okunup ezberlenmeli.
 İstanbul'u Orhan Veli'nin kulağıyla dinlemek gerekir.
 En yalın, en samimî haliyle o anlatır bize rüzgârın letafetli esişini; eski âlemlerin sarhoşluğunu, İstanbul'un ahvalini.
 Ondan dinlemek daha güzeldir.
Fıkralarımızın içinde yer edinmiştir.
Sevgisinden, şüphe edilmeyenlerin mâşukudur.
O vefa nedir bilmeyen yarın, gidip de mesken tuttuğu türkülerdir.
Türk'üm diyenlerin müziğinde, sanatın en güzeliyle karşılanmıştır O. Yansıması olmayan masallar silsilesiydi O.
Rüyaların kapısını çalan ninniler ufka açılmasını sağlayan anahtardı.
Şefkat gömülü bir bağırdı. Gökyüzü mavisini bize sunardı.
Biz hep bir şeylerin eksikliğini hissederdik.
 O boşluğu dolduracak ne bir yaşlının derin çizgili yüzüydü ne de
 yetim bir çocuğun şeker tutmamış elleriydi.
Bunlar vahimdi gerçi; gerçeklerin acı olduğu kadarıyla dayanılmazdı da. Siyah-beyaz resimler gibiydik, siyah-beyazlıktan kurutulamazdı hüzünlerimiz. Kenarına boşa iliştirmemişizdir; İstanbul bekliyor, gel gayrı diye.
 Suçumuza ortak etmişizdir O'nu.
Masum da olsa yalanlarımız bizi yarı yolda bırakırdı.
Biz İstanbul'un kesme taşla döşenmiş yollarında, acıya sürgün eylerdik benliğimizi.
Ne de olsa, biz bizlikten çıkarız bir süre sonra.
Yapamadıklarımızın acısıyla, yeniden pişmanlıklarımız gün yüzünde
yer edinir.
Bir kahvenin kırk yıl olan hatırını unutan dostlarımız vardır,
 İstanbul'un çeşitli semtlerinde.
Biz yüreğimizin el deymemiş köşesinde dostluklarının üzerine
 sinmiş tozları sileriz. Güveniriz, bekleriz, umutlanırız.
 Dönmeyeceklerini bildiren tekme er-geç gelir çalar kapımızı.
Yahya Kemal bizi burada da yalnız bırakmaz ve kulağımıza
 küpe sözlerini bir kez daha tekrarlar...
 Seven ve sevilmiş nâfile bekler.
Bilmezler ki giden sevgililer bir daha dönmeyecekler...


eminegolylmz

DEVAMI İÇİN TIKLAMANIZ YETERLİ...

SUSAMLI KURABİYE

KURABİYE'NİN YAPILIŞI DAHA ÖNCEKİ VERMİŞ
OLDUĞUM MANTAR KURABİYEMLE AYNI
TARİFİNE BAKMAK İSTEYENLER ARŞİVE BAKABİLİRLER
TEK FARK HAMURUMUZU YUVARLAYINCA
BEN ÖNCE SÜTE SONRA SUSAMA BULADIM  VE PİŞİRDİM
OĞLUMUN OKUMA BAYRAMI İÇİN ÖĞRETMENİMİZİN
YAPMAMI İSTEDİĞİ
KURABİYEYDİ
YİYENLERE AFİYET OLSUN

eminegolylmz
DEVAMI İÇİN TIKLAMANIZ YETERLİ...

YAYLA ÇORBASI

MALZEMELER
10 su bardağı su
3 çorba kaşığı un
yarım çay bardağı süt
5 çorba kaşığı kırık pirinç
1 su bardağı yoğurt
1 çorba kaşığı margarin
1 yumurta
1 tutam nane
tuz

YAPILIŞI

SUYUMUZU TENCEREYE ALIP İÇİNE PİRİNCİMİZİ
 YIKAYARAK İLAVE EDİYORUZ.
PİRİNÇLER PİŞENE KADAR KAYNATILIR.
BÜYÜKÇE BİR CAM KASEDE YUMURTA UN TUZ VE BEN
BU ARADA ET SUYU TABLETTE KATIYORUM.
SÜTÜ YOĞURDU MİKSERLE İYİCE ÇIRPIYORUZ.
PİŞMİŞ OLAN PİRİNCİMİZİN İÇİNE ÇIRPTIĞIMIZ YOĞURDU
KATARAK KAYNATIYORUZ.
BİR TAVAYA MARGARİNİMİZİ  ALIP ERİTİYORUZ
NANEMİZİ HAFİFÇE KAVURDUKTAN SONRA
PİŞMİŞ OLAN YEMEĞİMİZİN ÜZERİNDEN GEZDİRİYORUZ.

AFİYET OLSUN

eminegolylmz
DEVAMI İÇİN TIKLAMANIZ YETERLİ...

DOMATESLİ PİRİNÇ PİLAVI

MALZEMELER
2 SU BARDAĞI PİLAVLIK PİRİNÇ
2 ADET DOMATES
2.5 SU BARDAĞI TAVUK SUYU
MARGARİN ve BİRAZDA SIVI YAĞ
TUZ

YAPILIŞI
MARGARİN VE SIVI YAĞI TENCEREMİZE ALIYORUZ.
İSTEYEN OLURSA BU ARADA ŞEHRİYE ATABİLİR,BEN ATMADIM.
KABUKLARINI SOYDUĞUMUZ DOMATESLERİ UFAK UFAK DOĞRUYORUZ.
ERİMİZ YAĞIN İÇİNE ATIP BİRAZ ÇEVİRİYORUZ.YIKAYIP ILIK SUDA BEKLETTİĞİMİZ PİRİNÇLERİMİZİ SÜZDÜKTEN SONRA DOMATESLERİMİZİN YANINA ALIYORUZ.BİR İKİ DAKİKA PİRİNÇLERİDE ÇEVİRDİKTEN SONRA
SICAK OLAN TAVUK SUYUMUZU VE TUZUMUZU DA İLAVE ETTİKTEN SONRA PİŞMEYE BIRAKIYORUZ..
AFİYET OLSUN

eminegolylmz
DEVAMI İÇİN TIKLAMANIZ YETERLİ...

FAZLA SÖZE GEREK YOK

ANLAYANA SİVRİ SİNEK SAZ

  
















 








 





 


 




 



















 





DEVAMI İÇİN TIKLAMANIZ YETERLİ...
 
2009 Template Scrap Rústico|